Haberler

KAMUOYU AÇIKLAMAMIZ

Son günlerde bir bal üretim tesisine Tarım ve Orman Bakanlığı’nca yapılan denetim sırasında; bal içine glukoz, fruktoz ve şeker karıştırıldığı tespiti üzerine bazı medya mecralarında nişasta sanayinin ürünlerine yönelik bilimsel verilerden uzak, hukuksuz yayınlar yapılmaktadır. Öncelikle belirtelim ki; insan beslenmesinde son derece kıymetli bir ürünümüz olan balın içeriği ve hangi vasıfları taşıması gerektiği Tarım ve Orman Bakanlığı’mız tarafından yayınlanan mevzuatta tanımlanmıştır. Bal veya herhangi bir gıda ürününde taklit veya tağşiş yapılması sektörümüz açısından da kesinlikle kabul edilebilecek bir husus değildir. 2020/7 sayılı Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği 5.nci maddesi (a) bendine göre; ‘bal esas olarak çoğunluğu fruktoz ve glukoz olmak üzere farklı şekerlerden, organik bileşenlerden, enzimlerden ve polenlerden oluşur’ ve bal içerisine dışarıdan hiçbir madde katılmaz. Glukoz ve fruktoz şekerleri doğal olarak balın içerisinde ana bileşen olarak bulunur. Endüstriyel olarak üretilen glukoz ve früktoz şurupları nişasta sanayinin temel ürünleri arasındadır ve bu ürünler tüm dünyada gıda sanayinde yaygın olarak kullanılan temel gıda maddeleridir. Bu şekerler, gıdaya tatlılık verir, istenen özellikte üretilmesine yardımcı olur. Yaşanan durum; gübrenin esas amacının toprağı beslemek olduğu halde, bomba yapımı dahil olumsuz amaçlar için kullanılması durumunda, gübrenin çok zararlı bir hammadde olduğunu söylemek kadar izahsız, bilimsellikten uzak, kasıt içeren ifadelerdir. Pancar şekeri glukoz ve fruktozdan oluşurken, mısır şekeri de glukoz ve fruktoz karışımından oluşmaktadır. Pancar şekerinde bunlar birleşik iken, mısır şekerinde ayrışıktır. Yani her ikisinin de içerikleri yakındır. Glukoz ve fruktoz tamamen Şeker Kanunu çerçevesinde kota sistemine dahil olan ve devletimizin kontrol, denetimi altında üretimi yapılan ürünlerdir. Sektör, yılda 400 milyon dolara ulaşan ihracat hacmi ile ülkemiz ekonomisine ciddi katkı vermekte, mısır üreticilerinin piyasa fiyat istikrarı için garantör vazifesi görmektedir. Zira nişasta sektörünün tek hammaddesi olan mısır, bu ülke çiftçisinin alınteri ile ürettiği yerli ve milli mısırdır. Nişasta bazlı şeker yani mısır şekeri doğal bir tahıl olan mısırdan üretilmektedir. Katkı maddesi değil, tamamen bakanlığın kontrol ve denetiminde olan bir gıda maddesidir. Mısır şekeri yapay bir bileşen veya renk katkı maddesi içermez. Ülkemizde katkı maddeleri Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği’nde belirtilmiştir   Diğer taraftan Avrupa Birliği’nin gıda otoritesi olan EFSA’da şekerlere ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı düzenleme bulunmamaktadır. Avrupa Birliği ülkelerinde glukoz hiçbir zaman kotaya tabii bir ürün olmamıştır. Her türlü üretimi serbesttir. Amerika’nın gıda ve ilaç otoritesi FDA, fruktoz ve diğer şekerleri ‘güvenli gıda bileşenleri’ olarak tanımlamaktadır. Kısaca; ‘şeker, şekerdir. Mısır şekeri de pancar şekeri gibi bitkisel kaynaklı şeker olup yapay kimyasal bir madde değildir.’ Mısır nişastası ve glukoz, fruktoz gibi ürünlerin insan sağlığı açısından zararlı olduğuna dair bilimsel bir kanıt bulunmamaktadır. Bu ürünlerin en çok ihraç edildiği ülkelerden biri de AB ülkeleridir Ülkemizde yıllık şeker kotasının %2,5 oranında mısır şeker kotası mevcuttur ve bu kotanın yarısı da glukozdan ibarettir. Mısır nişastası ve diğer ürünlere ilişkin bilimsel yayınlar dahil her yıl güncellediğimiz sektör raporlarımızı web sitemizden görebileceğiniz gibi isteyen herkese göndermeye hazırız. Saygılarımızla… NİŞASTA SANAYİCİLERİ DERNEGİMustafa Kemal Mah. Barış Sitesi, 2113 Sok. No:29 Çankaya/ANKARA

KAMUOYU AÇIKLAMAMIZ Devamını Oku »

Nişasta Bazlı Şeker Sektörü Değerlendirme Toplantısı Yapıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığı’nda, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Sayın M. Hadi Tunç başkanlığında nişasta bazlı şeker sektörü değerlendirme toplantısı yapıldı. Toplantıya NİSAD’ı temsilen üye şirketlerimizin yöneticileri katıldı. Yapılan toplantıda şeker piyasasındaki gelişmeler, devam eden ve gelecek pazarlama yılına ilişkin öngörüler ortaya kondu. https://www.tarimorman.gov.tr/SDB/Haber/217/Nisasta-Bazli-Seker-Sektoru-Degerlendirme-Toplantisi-Yapildi

Nişasta Bazlı Şeker Sektörü Değerlendirme Toplantısı Yapıldı Devamını Oku »

Nişasta Sanayicileri İhracatta İlk 1000’de!

Nişasta Sanayicileri Derneği üyesi 5 şirketimiz yaklaşık 240 milyon USD ihracatla Türkiye ihracatçılar Meclisi tarafından açıklanan “Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçı Firması” arasında yer aldı. Sektörümüz 2020 yılında çiftçimizin ürettiği yerli mısırı işleyerek nişasta şekeri, mısır nişastası ve yan ürünleri ihracatıyla ülkemize toplam 306 milyon USD döviz kazandırdı. Ülkemizin mısırını insanımız ve dünya için işlemeye ve ülkemize değer katmak için çalışmaya devam edeceğiz.

Nişasta Sanayicileri İhracatta İlk 1000’de! Devamını Oku »

Nişasta Bazlı Şeker Yine Günah Keçisi Oldu

5 Haziran Cumartesi günü yayınlanan “Şeker Kotalarının Düzenlenmesi ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik” hükümleri gerekçe gösterilerek, sektörümüze yönelik hukuksuz, mesnetsiz, bilimden uzak ve ahlak sınırlarını aşan ithamlarda bulunulmaktadır. Öncelikle belirtmek gerekir ki zerre kadar hukuk bilgisi olanların; yapılan son düzenlemenin ikincil bir mevzuat düzenlemesi olduğu, hiçbir yönetmelik ve genelgenin kanunun hilafına hüküm ihdas edemeyeceğini bilmesi gerekir. Dolayısıyla son yönetmeliğin Şeker Kanunu hükümleri dışında Nişasta sektörü için yeni bir kota tahsisi söz konusu değildir. Tarım ve Orman Bakanlığımız da kota arttırımına dönük bir düzenleme olmadığı yönünde Kamuoyu Duyurusu yapmıştır. Bakanlığın “Kamuoyu Duyurusu”na rağmen, halen NBŞ kotasının arttırıldığını savunan ve bunun üzerinden sektörümüzün piyasa itibarına, ürünlerine zarar vermeye çalışanların nasıl bir önyargı duygusuyla, bilimden uzak, gerçekdışı hareket ettiğini, nişasta ve ürünlerine dair savundukları fikirlerin de bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Bizler ülkemizin potansiyeline, gücüne inanarak tarımsal sanayiye yatırım yapmış müteşebbisleriz. Bütün iş ve işlemlerimiz yasal düzenlemeler, ilgili kurum ve kuruluşların gözetim ve denetimi altında gerçekleşmektedir. Ülkemize olan inancımız, devletimize olan güvenimiz, milletimize olan sorumluluğumuz gereği ekonomik, politik ve hukuki düzenlemeler çerçevesinde tarımsal sanayiyi büyütmek, daha fazla istihdam ve katma değer sağlamak, ihracata daha fazla katkı vermekten başka bir çabamız yoktur. Nişasta Sanayicileri olarak; ülkemiz çiftçisinin ürettiği mısır ürününe değer katarak gıda ve içecek sektörünün ihtiyacını karşıladığımız gibi ihracat ile ekonomimize katkı sunmaktayız. Bizler, yaklaşık 70 bin mısır üreticisine doğrudan dokunmakta, bir yandan çiftçimize bilgi, eğitim ve sermaye transferi ile üretimde sürdürülebilirliğe destek verirken, diğer yandan 12.000 kişilik çalışan ailesi ile ihracatta yıllık 300 Milyon Doların üzerinde döviz getirisi ile cari açığın kapanmasına da destek vermekteyiz. Ülkemiz mısır üretiminin sürdürülebilirliğinde Nişasta Sanayi olmazsa olmazdır. Zira tek hammaddesi bu ülke topraklarında üretilen mısırdır. Bilimsel veriye dayanmadan, hiçbir kaynak gösterilmeden kasıtlı, bilinçsiz, gerçekdışı suçlama ve ithamlardan sektör olarak yoruluyoruz. Gıda ve içecek sanayi dahil geniş bir tarım ve gıda sektör paydaşı olarak ülkemiz için kullanmak istediğimiz enerjiyi, sektörümüzün itibarını zedelemeye dönük bilimdışı açıklamaları düzeltmekle harcıyoruz. Bugüne kadar basın ve medya organlarında hakkımızda çıkan hukuksuz, bilimden uzak, gerçekdışı yaklaşık 100 adet haberin bilimsel kaynaklara dayanarak düzeltilmesini sağladık. Bizler net olarak diyoruz ki; bilim ne diyorsa ürünlerimize ilişkin gerçek odur, kanun ve uygulamalar ne diyorsa üretim ve satış miktarlarımız odur, devletimizin kontrol ve denetimleri ve mevzuat dışında bir iş ve işlemimizin olması mümkün değildir. Sektörle ilgili hiçbir araştırma yapmadan, en küçük bir kaynağı incelemeden yapılan iddialar o kadar komik bir hal almaktadır ki, kimlere ve neye hizmet edildiğini anlamakta zorlanıyoruz. Halen bazı köşe yazarları, güya bilim adına konuşanlar; AB ve ABD gibi gelişmiş ülkelerde şeker kotalarının çok daha katı olduğunu, oysa ülkemizde her türlü serbestliğin verildiğini savunmaktadır. Çok net olarak ifade edelim ki; haberlerde bahsi geçen ülkelerin hepsinde nişasta ürünleri bir sınırlamaya tabii olmadan serbestçe üretilip satılmakta ve şekerler, kaynağı ister pancar, ister mısır olsun birbirinden ayırt edilmemektedir. Sektör olarak temel talebimiz; Şeker Kanunu, Şeker Tebliği dahil ulusal mevzuatlarımızın AB ile uyumlu hale getirilmesidir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur…

Nişasta Bazlı Şeker Yine Günah Keçisi Oldu Devamını Oku »

NİSAD Bilimsel Açıklamaları ile Medyada Farkındalık Yaratıyor

NİSAD, (Nişasta Sanayicileri Derneği) olarak nişasta sektörü ve nişasta bazlı şeker ile ilgili medyada yer alan yanlış algılara sebep olabilecek haberlere bilimsel yanıtlar vererek, halkın bu konuda doğru bilgilendirilmesini sağlıyor ve medyada farkındalık yaratıyoruz. Kuruluşumuz, nişasta sektörünü geliştirmek ve ülkemiz için daha faydalı hizmetler yapabilmek amacıyla yürüttüğü faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor. Bu faaliyetler kapsamında gerek şeker gerekse sektörümüz özelinde kamuoyundaki yanlış bilgillendirmelerin önüne geçmek içinde mücadele etmekteyiz. 2019’dan bu yana titizlikle yürütülen çalışma ile her gün ulusal, yerel ve dijital medyada yer alan onlarca haberi analiz ederek, nişasta sektörü ve nişasta bazlı şeker hakkında gerçeği yansıtmayan haberlere düzeltemeler göndererek, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesini hedefliyoruz. Sektör hakkında çıkan haberleri tarıyor, sektörümüz konusunda yanlış bilgi içeren haberlerin yer aldığı dergi, gazete, televizyon, haber sitesi gibi yayın organlarının yönetici, muhabir, editör ve yazarları ile iletişim kurarak medyanın doğru bilgiye ulaşmasını sağlıyoruz. NİSAD olarak her zaman toplumsal fayda ilkesi ile hareket ederken, sağlık konusunda yanlış bilgilerin dolaşımda olmasını engelleyerek, medya tarafında farkındalık yaratıyoruz. Özenle ve uzun süren araştırmalar sonucu hazırladığımız bilimsel referanslı yanıtları, haber içeriği özelinde ilgili kişiler ile güncel olarak paylaşıyoruz.Bu kapsamda bugüne kadar 400’den fazla kişi, kurum ve/veya kuruluşa bilgilendirme yapılmıştır. Bu özverili çalışma ile medyada varolan bilgi kirliliğinin önüne geçmeyi önemli ölçüde başardık ve 50’den fazla haberin yayından kaldırılmasını sağladık. Nişasta bazlı şeker, yüksek fruktozlu mısır şurubu ve glikoz şurubu hakkındaki gerçeği yansıtmayan haberlerin yayından kaldırılmasının yanı sıra bu tarz haberlerin gelecekte yayınlanmaması için doğru bilgiye ulaşmayı da kolaylaştırıyoruz. Attığımız her adımda toplumsal faydayı gözeterek, nişasta sanayinin; yiyeceklerin daha sağlıklı, daha uzun ömürlü olmasını sağlamak için sürekli yeni çözümler arama gayretinde olduğunun altını çiziyoruz. Nişasta sanayinin geliştirilmesi, sektörün ortak haklarının korunması, bu alandaki önemli verilerin kamuoyu ile paylaşılması ve uluslararası platformlarda Türkiye nişasta sanayinin en etkin biçimde temsili amacıyla hareket ediyor bununla birlikte doğru bilgiye ulaşmanın önemini de her daim vurgulayarak çalışmalarımıza özenle devam edeceğimizi belirtiyoruz.

NİSAD Bilimsel Açıklamaları ile Medyada Farkındalık Yaratıyor Devamını Oku »

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri ile Nişasta Sanayicileri Derneği Mısır Alımı ve Satımına İlişkin İşbirliği, İyi Niyet Protokolü İmzaladı

Nişasta sanayicilerinin tamamını tek çatı altında toplayan Nişasta Sanayicileri Derneği (NİSAD) ile 1 milyona yakın çiftçi ortağının tarımsal ihtiyaçlarını karşılayan ve ürünlerine alım garantisi veren Tarım Kredi Kooperatifleri, mısır alım ve satımında sözleşmeli üretime yönelik işbirliği ve iyi niyet protokolü imzaladı. Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle online olarak gerçekleşen imza törenine Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz Ankara’dan, NİSAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Başaran Adana’dan, üyeler ise Türkiye’nin dört bir yanından katıldı. Ülkemiz çiftçisinin bu topraklarda ürettiği mısırı işleyip katma değerli ürünler üreterek iç ve dış ticarete katkıda bulunan Nişasta Sanayicileri Derneği (NİSAD), yaşanan bu zorlu süreçte Türk ekonomisine daha fazla katkı sunmak adına çeşitli çalışmalar yürütüyor. Gıda ürünlerinde arz sıkıntısı yaşanmaması için mevzuatın kendilerine verdiği olanaklar çerçevesinde daha fazla üretmeye hazır olan NİSAD, mısır üretiminin 2 milyon tondan 6 milyon tonlara çıkmasında çiftçiye verdiği desteklerle önemli rol oynamıştır. Türkiye’de, 210 bin civarında çiftçinin ürettiği yaklaşık 6 milyon ton mısırın yıllık ortalama yüzde 25’ini işleyen, hasat edilen ilk ürünün alıcısı olan Nişasta Sanayi için mısır alternatifsiz bir üründür. Mısır üretiminden gıda ve içecek sektörünün gereksinim duyduğu temel girdilerin üretilmesine kadar geniş bir yelpazede ülke ekonomisine doğrudan ve dolaylı katkı sağlayan Nişasta Sanayi, yaşanılan bu zorlu süreçte sağlıkla ilgili yan ürünleri de üretim potansiyeline sahip olup sağlık sektörüne destek olmak için gerekli gayreti göstermektedir. İmzalar, Türkiye’nin Geleceği İçin Atıldı Türk çiftçisinin her türlü ihtiyacını sağlayarak üretimlerine katkıda bulunmayı ilke edinmiş, Türk tarımı ile ekonomisine hizmet etmeyi amaç bilmiş Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesi Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri ile işbirliğine giden NİSAD adına Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Başaran, “NİSAD olarak bizler, mısır üreticilerimizin hep yanındayız, destekçisiyiz. Bu işbirliği ile mısır üreticimize daha fazla destek olabilmek için Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesinin bir paydaşı oluyoruz. Tarım Kredi Kooperatiflerinin ülkemiz sathına yayılmış organizasyon gücünü de alarak, mısır üreticilerine daha fazla destek olmak, gıda sanayinin nişasta bazlı ihtiyaçlarını tamamen yerli üretimle karşılayabilmek ve sektörün ihracatını artırabilmek arzusundayız. Bu konuda Türk çiftçisinin her türlü ihtiyaçlarını sağlayarak üretimlerine katkıda bulunmayı ilke edinmiş, Türk tarımıyla ekonomisine hizmet etmeyi amaç bilmiş Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri ile işbirliği yapmaktan onur ve mutluluk duyduğumuzu belirtmek isterim” dedi. Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz ise tarımsal üretimin tohumdan başlayarak sofraya kadar uzanan bir değerler zincirinden oluştuğunu vurgulayıp bu değerler zincirinin sağlamlaştırılması, korunması için adım atılması gerektiğini söyledi. Poyraz, şöyle konuştu: “Bu proje aslında Türk tarımının geçmişten bugüne karşılaştığı sorunların sanayiye yansımasıyla sizlerin yaşadığı sıkıntıların ama genel anlamda Türk ekonomisinin yaşadığı sorunların çözümü açısından bence önemli bir örnek teşkil edecek. İstiyoruz ki pazarla yani sanayicilerle üreticiler arasında köprü olabilelim. Eğer biz bunu yapabilirsek daha sonraki aşamalarda pek çok işbirliği fırsatının ortaya çıkacağını göreceğiz. Dolayısıyla ben burada atacağımız imzaların sembolik değerden öte sistem açısından çok büyük bir önem arz ettiğini düşünüyorum. Yani tabiri caizse; şeker burada, un burada, su burada, biz ustalar olarak sadece helvayı yapmak anlamında güzel bir birliktelik oluşturacağız.” Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri ve NİSAD arasında imzalanan işbirliği ve iyi niyet protokolü, 31 Mart 2021 tarihine kadar geçerli olacak.

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri ile Nişasta Sanayicileri Derneği Mısır Alımı ve Satımına İlişkin İşbirliği, İyi Niyet Protokolü İmzaladı Devamını Oku »

TGDF Başkanlar Konseyi Toplandı

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF), 15 Ocak’ta İstanbul’da Başkanlar Kurulu’nda bir araya geldi. Programa davetli konuşmacı olarak katılan Ekonomist Fatih Keresteci “Küresel Gelişmeler Işığında Türkiye ekonomisi ve mali piyasalara yönelik” gelişmeler hakkında önemli bilgiler paylaştı. Konuşmasında dünya ekonomisindeki durgunluğa ve büyümedeki yavaşlamaya değinen Fatih Keresteci reel sektörün 2020 ve sonrasına nasıl hazırlanması gerektiğine dair önerileri de katılımcılarla paylaştı. TGDF Başkanı Kopuz: Zorlukların gölgesinde bir yıl geçirdik Toplantının açılış konuşmasında Şemsi Kopuz, “Ne yazık ki savaşların, gerilimlerin ve küresel zorlukların gölgesinde bir yılı daha geride bıraktık… Tarım ve Gıda sektörlerimiz de maalesef bu zorluklardan ve gerilimlerden zaman zaman olumsuz yönde etkilendi. O nedenle bu yılki toplantımıza Sayın Fatih Keresteci’yi davet ettik. Kendisi az sonra bizlerle küresel gelişmeler ışığında Türkiye ekonomisi ve mali piyasalarına yönelik önemli bilgiler paylaşacak” dedi.Kopuz sözlerini şöyle sürdürdü: “2019 yılı TGDF çatısı altında yine bir çok sorunla hep beraber mücadele ettiğimiz, tüm güçlüklerine rağmen alnımızın akıyla çıkmayı başardığımız bir yıl oldu… Çalışmalarımızın tüm detayları sizlere dağıtılan dosyalarda mevcuttur. Ancak bir iki önemli çalışmanın altını özellikle çizmek istiyorum. Biliyorsunuz TGDF’nin temellerini hep birlikte gerçekleştirdiğimiz bir Arama Konferansı ile 2006 yılında atmıştık. Ve geçtiğimiz Kasım ayında yine bir araya gelerek gelecek stratejilerimizi hep beraber gözden geçirdik. Arama Konferansında TGDF’den beklentilerin iki temel konuda yoğunlaştığını gördük. “TGDF Akademi hayata geçti” Bunların ilki TGDF’nin daha fazla eğitim çalışmalarına öncülük etmesiydi ki; bu sayede TGDF Akademi’yi kurmuş bulunuyoruz. Amacımız nitelikli iş gücüne katkı sağlamak ve daha verimli daha mutlu bir insan kaynağı için işletmelerimize destek olmak. Bir diğer önemli görev de “Bilgi Kirliliği ile Mücadele” konusuydu.. Bu konuda neler yapabiliriz diye Yönetim Kurulu üyelerimiz inisiyatif aldı ve konuyu Sanayi İrtibat Kurulu gündemine taşıdı. Bu konudaki detayları Sinan Şahin arkadaşımız birazdan sizlerle paylaşacak. “3. Gıda ve Beslenme Bienali milat olmalı” Bu noktada özellikle akademisyenlerin bir araya gelerek kurdukları Gıda Aydınlatma Platformu başkanı Sayın Funda Elmacıoğlu ile istişarelerde bulunma fırsatımız da oldu. TGDF’nin bilgi kirliliği ile mücadele çabalarında toplumla sektör arasındaki iletişime yardımcı olabileceklerini gördük. O nedenle Mart ayında yapılacak Gıda, Beslenme ve Sağlık Bienali’ni hep birlikte bu çalışmaların başlaması için bir milat olarak kabul etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Öte yandan TGDF olarak önemli bir start-up projesi olan Agrimetre Tarım ve Gıda Veri Merkezi’nin çıktılarından ciddi manada yararlanmaya başladık. O da Dijital Veri Paneli’nin TGDF web sitesi üzerinden anlık olarak tüm paydaşların kullanımına sunulması oldu. “Çevre Bakanlığı ile protokol imzalandı” Malum küresel arenada en çok tartışılan konuların başında sürdürülebilirlik geliyor. TGDF olarak Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü ile imzaladığımız protokol sektör açısından bir milat niteliğindedir. Hepimizin bu protokol kapsamında Bakanlıkla kurulan çalışma gruplarında aktif rol alması hedeflere ulaşmamız açısından büyük önem taşımakta. 2019 yılında CNR Gıda Fuarı önemli etkinliklerimizden biriydi. Döngüsel Ekonomi Fuar kapsamında tüm detayları ile ele alındı ki bu konuda destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. “TGDF’nin yeni üyeleri NİSAD ve ABÜDER” 2019 yılı TGDF’ye katılımların devam ettiği bir yıl oldu. Kısa adı NİSAD olan Nişasta Sanayicileri Derneği aramıza katıldı. Ambalajlı Baharat Üreticileri Derneği ABÜDER de Genel Kurulu’nun ardından TGDF’ye katılım için başvurmuş bulunuyor. Giderek daha büyük ve daha güçlü bir aile olma yolunda emin adımlarla ilerlediğimizi görmek mutluluk verici. “Fatih Keresteci: Küresel ekonomi yavaşlıyor Programa davetli konuşmacı olarak katılan Ekonomist Fatih Keresteci küresel ekonomiyi şu sözlerle değerlendirdi: “Dünya ekonomisi son yıllarda kademeli bir şekilde ivme kaybediyor. 2019 yılı büyümesi %2.9 ile son 10 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti. İmalat sanayiindeki görünüm daha da olumsuz. İmalat sanayi birçok gelişmiş ülkede yılı daralarak geçirdi. Otoriteler ekonomideki ivme kaybını gidermek adına hemen genişlemeci para politikalarına sarılıyor. Bu araç kısa toparlanma sağlıyor. Ancak uzun vadede anlamlı bir etki olmadı ki hala ultra-gevşek para politikaları uygulanıyor. Genişlemeci para politikaları büyüme anlamında nihayetinde çok bir işe yaramıyor olsa da finansal piyasalarda eşi görülmemiş bir coşkuya neden oluyor. Öyle ki, genişlemeci para politikalarının uygulanmaya başlandığı 2009 yılı başından bu yana Amerikan borsa endeksi S&P500 %330 reel getiri sundu. Aynı dönemde ABD ekonomisi reel anlamda sadece %50 büyüyebildi. Dünya ekonomisindeki ivme kaybının asıl nedenlerini; gelir dağılımdaki bozulma, artan korumacılık eğilimi nedeniyle ticaret pastasının küçülmesi, küresel yaşlanma ve kaynakların üretim yerine finansal enstrümanlara aktarılması şeklinde özetleyebiliriz. Bu sorunlara çözüm bulunmadan kalıcı bir ekonomik toparlanma tesis edilmesi zor görünüyor.” “Türkiye yeniden dengeleniyor” Keresteci, Türkiye ekonomisinde son dönemde yaşanan süreci de şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye ekonomisi 2018 yılı yazında maruz kaldığı finansal türbülansın etkilerini yavaş yavaş atlatarak teknik tabirle ‘yeniden dengeleniyor’. Bununla birlikte, Türkiye ekonomisinin eski büyüme günlerine dönebilmesi için yapısal reformlara odaklanması ve güven ortamını yeniden tesis edilmesi gerekiyor. Türk mali piyasaları son dönemde atılan adımlar ile içe dönük bir hale geldi. Bu ortam kısa vadede volatiliteyi aşağı çekerek sonuç verdi. Ancak, yatırım yapabilmek adına dış finansmana bağlı olan bir ekonomide finansal piyasaları sınırlamak uzun vadede kaynak girişini azaltır ki, bu da büyüme potansiyelini aşağı çeker. Küresel risk iştahı canlılığını koruduğu müddetçe Türk Lirası stabil bir seyir izleyebilir. Ancak, küresel piyasaların satış baskısına maruz kalması durumunda Türk Lirası’nda da değer kaybı riski artabilir. Faizlerdeki sert düşüş genel ekonomik denge açısından olumlu olsa da TL’nin koruma kalkanını gevşetiyor. Türkiye ekonomisi kısa vadede dalgalı bir eğilim kaydetse de Türk varlıkların göreceli olarak ucuz olduğuna inanıyoruz. Yatırımcı güveninin yeniden tesis edilmesi ve dolayısıyla da yatırımcı iştahının artması halinde Türk Lirası cinsi varlıklarda ciddi oranda değerlenme yaşanabilir. Kaynak: https://www.medyaege.com.tr/tgdf-baskanlar-konseyi-toplandi-132533h.htm

TGDF Başkanlar Konseyi Toplandı Devamını Oku »

Yukarı Çık